BarbaraKruger-I-Shop-Therefore-I-Am-II-1987-2

Feminist Sanat

Yazının aslı 22 Mart 2015’te blog.artnivo.com’da yayınlanmıştır.

Ulrike Rosenbach’a göre: “Feminist sanat yapıtları eleştirel ve sorgulayıcıdır; kadının özünü anlamaya yöneliktir ve süregiden bir tartışma zeminidir…”

1960’larda başlayan “feminist sanat akımı”, kadınların sanat dünyasındaki görünürlük sorununa bir karşı koyuş niteliğinde. Bu dönemde, tarihin o zamana dek erkek egemenliğinde yazıldığı ve bunun uzantısı olarak kadın imgesinin, erkek bakış açısı tarafından şekillendiğini düşünen feminist sanat temsilcileri, kitlelere varolan düzeni farkettirmek ve değişimin parçası olmak için çalışıyor. Ayrıca, eğitim ve aktivizm alanında da dikkate değer çalışmalar yaparak bu alanlarda gelecek nesillere yol açıyorlar. Sanat tarihçisi Linda Nochlin’in “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok” adlı yazısı da bu alanda eğitim ve eşit haklar konusuna dikkat çekerek yayınlandığı dönemde büyük ilgi topluyor.

Erken dönem feminist sanatçıların, kadının, kadına özgü özelliklerini öne çıkardıklarını görüyoruz. Kadının bedeni, doğurganlık özelliği ve mitolojideki tanrıça öğeleri gibi konulardan beslenerek işler üretiyor ve bu şekilde kadınla ilgili çok bahsedilmeyen noktalara parmak basıyor, kadınla özdeşleştirilen olumsuz özelliklere karşı çıkıyorlar. (Antmen, A. (2008). 20. Yüzyıl Batı Sanatında Akımlar. Sel Yayıncılık)

İkinci kuşak sanatçılar ise konuyu toplumsal açıdan ele alarak, kadının mevcut durumuna neden olan ve bu durumu körükleyen kültürel sebepleri çözümlemeye çalışıyor, bu amaçla da medyada kadına dayatılan roller ve özelliklerin ironik, mizahi şekillerde altını çiziyorlar. Bu anlamda Cindy Sherman’ın ‘Untitled Film Still’ adlı, tümü MoMa koleksiyonunda bulunan fotoğraf serisinin ve Barbara Kruger’in ‘I shop therefore I am’ adlı işinin öne çıktığını görüyoruz…

CRI_211909

Cindy Sherman, Untitled Film Still #3, 1977

fotoğraf: moma.org

BarbaraKruger-I-Shop-Therefore-I-Am-II-1987

Barbara Kruger, Untitled (I shop therefore I am), 1987
fotoğraf: arthistoryarchive

kitchen1335651194152

Judy Chicago, Miriam Schapiro ve öğrencilerinin oluşturduğu Womanhouse adlı, ‘kadınların kendileri dışında kimseyi mutlu etme kaygısı taşımadan bir ev oluşturmaları nasıl olurdu?’ sorusu üzerine şekillenen, 1972 tarihli enstalasyondan bir görüntü

fotoğraf: imgkid.com

Feminist sanatın üretim malzemelerinin arasında, tuval, heykel gibi geleneksel malzemelerin yanında çokça performans da yer alıyor. Aktif bir karşı koyuş olarak performans, feminist sanatın idealiyle de örtüşüyor. Bu anlamda Yoko Ono’nun seyircileri üzerindeki giysileri kesmeye davet ettiği performansı akıllara geliyor.

Günümüzde feminist sanatın 1960’larda yola çıkma sebeplerinin çoğu hem kadın hem erkek, geniş kitleler tarafından farkediliyor. Ancak değişim, farkındalıkla gelişmekle beraber, farkındalıktan daha yavaş ilerliyor… Yinede 2000’lerin, 60’lara kıyasla geleceğe daha olumlu bakabileceğimiz yıllar olduğunu düşünebiliriz…

Leyla Emadi, wtfru

Sanat Dünyasında Kadın Olmak

Tarihte kadınların aynı ırk, din, dil ayrımcılığı gibi cinsiyetleri nedeniyle farklı muamelelere maruz kaldığı bir çok örnek var. Bunların en trajikomik olanı ise herhalde Fransız Devrimi’nde tüm insanların doğuştan sahip olduğu varsayılan “doğal haklar” kadınları kapsamadığı için mücadele edilmesi, bu mücadelenin öncülerinden Olympe de Gouges’in ise idam edilmesi.

Bu ornek ve daha bircogu, kadinin entellektuel varliginin kabul edilmek istenmedigini ve gorunmez kilinmaya calisildigini gosteriyor. Peki bu durum, görece açık fikirli bir alan olan sanat dünyasında nasıl?

Aşağıda Artnivo.com’un, eserlerinde cinsiyet ayrımı konusunu işleyen üç kadın sanatçısına bu konuda sorduğum soruları ve cevaplarını bulacaksınız. Durumu içeriden öğrenmekte fayda var. Continue reading

Aram Bartholl, Unknown Gamers, 2014, Enstalasyon

“Ne Sanattır Ne Değildir” Sorunsalına Yeni Medya Rötuşu

Teknolojik değişimlerle ilerleyen, farklı yollara evrilen yeni medya sanatı yüzyıllar içinde tuval resmi, heykel ve diğer tüm sanat formları için yapılan tartışmaları ufak bir rötuşla yeniden gündeme getiriyor. ‘Ne’ sanattır, ‘ne’ değildir? Video’yu, ses’i, websitesi’ni, yazılım’ı, gif’leri sanat sınıfına sokan nedir? Ve evet bugün tüm bu saydıklarımı sanat eseri adı altında görebiliyoruz. Continue reading

mamut-art-project-2015-kcp-istanbul

Mamut Art Project 2015

Mamut Art Project, 3. edisyonunun açılışını dün akşam yaptı. MAP, başvurular arasından seçilen bağımsız çağdaş sanatçılara belli bir alan vererek işlerini koleksiyonerlere, galericilere ve sanatseverlere sunma imkanı sağlıyor. Genel kanı burada yer almanın hem çok keyifli bir süreç hem de başarılı bir kariyer adımı olduğu… Continue reading

DSC_0139

Visual Tour: Soho

İstanbul’daki yoğunluktan daraldığım ve başka biryerlere kaçmak istediğim günlerde fotoğraflara bakmak hem ilaç gibi geliyor hem de insanı uçak bileti araştırmalarına itiyor.

Soho, Manhattan’ın koşuşturmasından uzak ama şehrin nefes aldığını da hissedebildiğiniz bir semt. Sakin, marjinal ve yaratıcı. Aşağıda: Burada geçen bir günümde fotoğrafladığım, ağırlıkla semtin ve şehrin karakteristik detaylarından bir seçki… Continue reading

mercedes-benz-fashion-week-istanbul-photo-diary-5-6

Gülçin Çengel, Autumn/Winter 2015

Gülçin Çengel, markasını daha 2013’te kurmuş olmasına rağmen moda çevrelerinden güçlü destekler kazanmış, gelecek koleksiyonları heyecanla beklenen genç bir tasarımcı. Çengel ilk defa İstanbul Fashion Week’te sergilediği ilk koleksiyonu, 2014 Sonbahar-Kış, ile dikkatimi çekmiş, tasarımcıyı radarıma almıştım. Continue reading

isler-ve-gunler-65135034392470917691

İnceleme: Ali Kazma, “Zamancı”

Bana göre sanatın sağladığı en güzel şeylerden biri size günlük hayatınızda görmeyeceğiniz, aklınıza bile getirmeyeceğiniz şeyleri göstererek vizyonunuzu genişletmesi. Ali Kazma’nın Arter’deki “Zamancı” sergisi de bu açıdan gezmeye değer… The Magger ekibiyle yaptığımız sergi turunda sanatçı ve serginin küratörlüğünü üstlenen Emre Baykal’ın olması da işlerle ilgili bize çok daha geniş bir kavrayış sağladı.

Sergide yer alan video art’lar ilk bakışta belge niteliğinde görseller gibi. Özel bir kurgu yok, kamera orda olmadığında ne yapıyorsa onu yapmaya devam eden insanlar. Bir katarakt ameliyatı, dövmeci veya kendi halinde sessiz bir okul. Sanatçının bu şekilde bir ifade tarzı seçmesi onun olabildiğince gerçeğe yaklaşmak isteğinden doğuyor. Videoları çekerken kendini oradaki insanlara unutturan, dikkatlerini çekmemek için gerekmedikçe hareket bile etmeyen sanatçı olabilecek en doğal şekliyle zamanı kaydediyor. Continue reading

birdman-lindsay duncan-michael keaton

Eleştiriyi Eleştirmek/Criticising the Critic

“Oyununu mahvedeceğim” dedi Tabitha Dickinson, Inarritu’nun 4 Oscar’lı Birdman filmindeki kurgu, tiyatro eleştirmeni. Filmin satirik bir tarzi olduğunu düşünürsek bu karakterin de gerçek hayattan bir yansıma olduğunu düşünebiliriz.

Filmde, tesadüfi olmayan bir şekilde Dickinson soyadı verilmiş olan karakter, ülkenin en büyük gazetesinde, yazdığı eleştirilerle tiyatro dünyasına yön veren bir eleştirmen olarak kurgulanıyor. Başroldeki Riggan karakterinin oyununu ise henüz izlemeden kötü bir eleştiriyle tepetaklak etmek konusunda kararlı.

Sadece sanat dünyasında değil, politikada ve ozel hayatlarımızda karşılaştığımız eleştiri algısını tekrar düşünelim. Continue reading

shopping2

From Adam Smith to Paul Smith

Adam Smith, insanların rasyonel olduğunu varsayıyordu, ama görünüşe göre Paul Smith onun bu varsayımını haksız çıkarıyor. Bunu beyaz üzerine baskılı bir t-shirt’e koyduğu 800 Türk Lirası etiketten anlayabilirsiniz.

Her ürüne bir talep var doğru, pazar tezgahındaki 5 TL’lik t-shirt’e de, Paul Smith’in 800 liralık tshirt’üne de. Markalar fiyatlandırmalarına göre ulaşacakları müşteri kitlesini zaten biliyorlar yani Paul Smith için H&M ile aynı satış rakamını yakalamak zaten bir amaç değil. Zaten fiyatların arkasında da sadece ekonomik nedenler yatmıyor. Ürünlerin üretildiği yerden mağaza raflarına kadar gittiği yol, geçtiği gümrükler, vergiler ve döviz kuru dalgalanmaları gibi faktörler şuanki fahiş fiyatlara masum açıklamalar getiremiyor. İskoç ekonomist Giffen, lüks mallarda bildiğimiz talep kuralının geçerli olmadığını söylüyor. O zaman fiyatlarla beraber talebin de yükseldiği lüks tüketim pazarındaki bu talebin arkasında ne var? Continue reading